Ülkeyi cehenneme çeviren rejim karşısında anayasa ya da Kürt sorunu, demokrasi mücadelesinin bir parçası olmadığı sürece iktidarın güç devşirmesinin aparatına dönüşür. Rejimin ömrünü muhalefet güçlerinin ortak tutum alıp alamayacağı belirleyecek.
İsrail saldırganlığına dahil edilen anayasa tartışmalarının açtığı yoldan ilerleyen açılım hamleleri bir anda siyasetin ana gündemi haline geldi.
Devlet Bahçeli ve Erdoğan ülkenin ne kadar birlik ve beraberliğe ihtiyacı olduğunu yeni anlamış gibi tüm kadrolarına seslenmeye başladı. Bahçeli, Erzurum’dan başlayarak yeni dönemin siyasetini anlatmak için yola koyulmaya hazırlanırken, Erdoğan genç kaymakam adaylarına anadilin önemini kavratmaya çalışıyordu.
Cumhur İttifakı’nın diğer ortakları durumu daha kavramış değiller. Kendilerine düşecek rol için hazır bekliyorlar. Ama “muhalefetin” sağ kanadı teker teker görüş beyan etmeye başladı. Davutoğlu üst perdeden yapılması gerekenleri ev ödevi kıvamında anlattı. Babacan ise meselenin ekonomik demokratik yönüne atıf yaptı. Babacan’ın açıklaması o kadar Abdullah Gül kıvamında bir değerlendirme oldu ki eski cumhurbaşkanının konuşmasına bile gerek kalmadı.
İyi Parti ve Zafer Partisi gelişmelerden oldukça memnun. Ama bu memnuniyetleri ülkeye barış gelme ihtimalinden değil MHP’nin oy kaybetme ihtimalinden kaynaklı.
ÜLKEDE DEĞİŞEN TEK BİR ŞEY YOK
İktidar eliyle yandaş gazetelerin manşeti, televizyonlarının ana haberler bültenleri bu konuya ayrılmış durumda. Tabi ki istedikleri biçimde. Özetle Cumhur İttifakı’nın iki ortağına göre Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, İsrail’in adım adım ilerleyip Türkiye’nin sınırlarına dayanan saldırgan politikalarına karşı ülkede safları sıkılaştırmanın zamanı gelmişti. Bu nedenle DEM dahil tüm kesimlere çağrı yapılmış, el uzatılmıştı.
DEM’in Meclis grubuna doğru yönelip el uzatmak dışında şimdiye kadar somut bir fotoğraf yok. Ama o bile birçokları için yeterli olmuş. DEM’in Meclis Başkan Vekili Sırrı Süreyya Önder’in başkanlık yaptığı ilk oturuma Bahçeli ve Erdoğan’a teşekkür ederek başlaması bile atılan adımın etkisini anlatmak için yeterli. Siyasetin tepesinde yaşanan “bahar havasının” sokağa yansıdığını söylemek mümkün değil. Hakkını arayan işçiler, kadınlar, adalet bekleyen siyasi rehineler için değişen bir şey olmadığı gibi her şey daha da kötüye gitti. Aynı durum ekonomik zorluk yaşayan milyonlarca insan için de geçerli. Erdoğan ve Bahçeli, hamlelerinin ilk sonucunu aldı. Hiçbir şey yapmadan gündemi belirlemeye, siyasetin yörüngesini çizmeye devam edebildi. Üstelik bunu ülke yangın yeri olmuşken yaptı.
AKP-MHP bloku iktidarlarının en zayıf dönemini yaşıyor. Söylediklerinin hiçbir hükmü yok. Halkın iktidara ilgisizliği o kadar üst boyuttaki Erdoğan’ın halka onlarca kanaldan seslendiği propaganda saatleri sabah programlarının tekrar reytingine yeniliyor. Hiçbir önemli sorunda çözüm üretebilecek durumda değiller. Ülkede meşruiyeti olmayan iktidarı dışarıda da ciddiyeti yok. Erdoğan’ın BM’de yaptığı konuşmayı izleyenler bir elin parmağını geçmiyor.
Yurttaşın ezici çoğunluğu “sandık kurulsa da başımızdan atsak” diye duaya çıkmış durumda. AKP’li yetkililer çok uzun süredir en güçlü oldukları bölgelerde bile sokağa çıkamıyor. Bu koşullar içinde Türkiye’nin en önemli sorunlarından birini yeni bir anayasayla birlikte çözeceğini iddia ediyor. En az bunun kadar ilginç olan ise hala bu iddianın taraftar bulabilmesi.
ASIL KRİTİK OLAN MUHALEFETİN TUTUMU
İktidarın Saray odalarında kurguladığı hesabın ülkede tutup tutmayacağına muhalefet güçleri karar verecek. Ülkeyi cehenneme çeviren rejim karşısında anayasa ya da Kürt sorunu demokrasi mücadelesinin bir parçası olmadığı sürece iktidarın güç devşirmesinin aparatına dönüştüğü deneyimlenerek öğrenilmiş olmalı. DEM’in ve CHP’in ilk reflekslerini temkinli de olsa iyimser bir tutumu içermesi bu konuda soru işaretlerinin artmasına yol açıyor. İktidarın ömrünü Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı dönemini uzatacak bir hata yapmamak için toplumsal muhalefet güçlerinin bu konuda ortak tutum alıp alamayacakları belirleyecek.
∗∗∗
ÖZEL’DEN LİDERLER ZİRVESİ ÇAĞRISI
İktidar ve DEM Parti arasındaki diyalog ortamının Türkiye için yararlı olduğunu savunan CHP Lideri Özgür Özel, “Diyalog 29 Ekim’de bir liderler zirvesiyle neden taçlanmasın. Buluşalım Atatürk’ün evinde” dedi. Özel, Cumhuriyet’ten Mustafa Balbay’ın sorularını yanıtlayarak gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. Devlet Bahçeli’nin el sıkma ile başlattığı diyalog ortamını iki bakımdan önemsediğini söyleyen Özel, “Birincisi Türkiye için yararlı. Kutuplaşma yeter artık. İkincisi benim başından beri vurguladığım normalleşme işte buydu. Konuşabilmek, birbirimizi dinlemek. Bu, tarafların birbirine teslim olduğu ya da olacağı anlamına gelmez. CHP olarak oyunun dışında değiliz. Ancak her şeye katılmak ya da parçası olmak durumunda da değiliz. Asırlık CHP’nin Türkiye’nin temel sorunları için gösterdiği başlıca adres Meclis’tir” ifadelerini kullandı. Öte yandan Özel, 23-27 Ekim tarihlerinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki Diyarbakır, Batman, Mardin, Şırnak, Hakkari ve Van illerini ziyaret edeceği bir tura çıkacak. Özel’in gittiği şehirlerde, DEM Partili belediyelere ziyarette bulunması bekleniyor. CHP Lideri Özel, doğu turu öncesinde 21 Ekim Pazartesi günü, sabah saatlerinde sekiz yıldır tutuklu bulunan Demirtaş ve eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’yı Edirne F Tipi Cezaevi’nde ziyaret edecek. Özel’in doğu turu mesajlarının bu ziyaretler sonrasında son şeklini alması bekleniyor.
∗∗∗
DEM PARTİ DEMİRTAŞ’I ZİYARET ETTİ
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı, tutuklu bulunduğu Edirne cezaevinde ziyaret etti. Hatimoğulları ve Bakırhan’ın, Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda gerçekleştirdiği ziyaret yaklaşık 4 saat sürdü. Ziyaret sırasında, Hatimoğulları ve Bakırhan, Diyarbakır Büyükşehir Belediye eski Başkanı Selçuk Mızraklı ile de görüştü. DEM Parti Eş Genel Başkanları, Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda yapılan ziyarette, hem Demirtaş hem de Mızraklı ile siyasi gelişmeleri değerlendirdi. Ziyaretin ardından kısa bir açıklama gerçekleştiren başkanlar, tutuklu siyasetçilere desteklerini yinelediklerini ifade etti. DEM Parti’nin eş başkanları, gerçekleştirdikleri görüşmelerin ardından yaptıkları açıklamada, siyasi tutukluların serbest bırakılması çağrısı yaparken demokrasi ve adalet vurgusunda bulunarak “Türkiye’nin barışa ihtiyacı var” dedi.
∗∗∗
YENİ BİR OYUN KURULMAYA ÇALIŞILIYOR
SOL Parti, siyasette son dönemde tartışma konusu olan ‘çözüm süreci’ ve ‘yeni anayasa’ ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. SOL Parti’den yapılan yazılı açıklamada, “Bu oyunun esas hedefi, mühürsüz oylarla kurularak ‘atı alan Üsküdar’ı geçti’ hileleriyle sürdürülen Erdoğan’ın başkanlığını, hem de anayasaya aykırı olarak üçüncü kez seçilmesinin ardından, şimdi bir kez daha sürdürmenin yollarını bulmak” denildi.
Rejime karşı birleşik mücadele vurgusu yapılan açıklamada, “Kürt sorununun demokratik çözümünün, barışın, demokrasinin ve özgürlüğün kazanılabilmesinin yolu, Kürdü Türkü, Alevi’si Sünni’si tüm ezilenler ve emekçiler olarak bu siyasal İslamcı faşist rejime son vermek için birleşmekten geçiyor” ifadeleri yer aldı. SOL Parti, “Erdoğan ve Bahçeli ipine sarılmanın yeni bir yetmez ama evetçilikten başka bir şeye çıkmayacağı bugünden ortadadır” vurgusunda bulundu.
SOL Parti’den yapılan açıklama şöyle: “Bir avuç azınlık için saltanat, toplumun çok büyük emekçi kesimleri için sefalet anlamına gelen; türlü hile ve baskılarla sürdürülebilen tek adam rejimi adım adım çöküşe sürükleniyor. Bahçeli’nin desteği, BBP’den HÜDA-PAR’a en gerici-faşist kesimlerin ittifakı artık rejimi taşımakta yetersiz kalıyor.
Bu çöküşü önlemek, tek adam rejimini ayakta tutabilmek için, muhalefetten güç devşirmeyi esas alan yeni bir oyun kurulmaya çalışılıyor. Bunun için bir kez daha “yeni anayasa” ve “barış” kartları ileri sürülüyor. Bu oyunun esas hedefi, mühürsüz oylarla kurularak “atı alan Üsküdar’ı geçti” hileleriyle sürdürülen Erdoğan’ın başkanlığını, hem de anayasaya aykırı olarak üçüncü kez seçilmesinin ardından, şimdi bir kez daha sürdürmenin yollarını bulmak.
Bu oyunun parçası olarak, halka karşı her tür kötülüğü yapan zalimlerle el sıkışarak demokrasi ve barış kazanılamayacağı açıktır. Kürt sorununun demokratik çözümünün, barışın, demokrasinin ve özgürlüğün kazanılabilmesinin yolu, Kürdü Türkü, Alevi’si Sünni’si tüm ezilenler ve emekçiler olarak bu siyasal İslamcı faşist rejime son vermek için birleşmekten geçiyor.
20 yılı aşkındır bu gerici saltanatın nasıl hilelerle sürdürüldüğü de; muhalefetin kah anayasa kah çözüm kah beka adına yaptığı yanlışlarla nasıl bu değirmene su taşıdıklarına bakıldığında da Erdoğan ve Bahçeli ipine sarılmanın yeni bir yetmez ama evetçilikten başka bir şeye çıkmayacağı bugünden ortadadır.
Yoksa aldatılmaya gönüllü değilseniz, Bahçeli’nin elinde “kardeşlik ve barış”; Erdoğan’ın elinde “demokrasi ve özgürlük” olduğuna inanarak, teşekkür sırasına girmenin de bir alemi olmadığı açık. Bu kritik dönemde tüm demokratik güçleri, bir kez daha Erdoğan’ı iktidarda tutmak üzere göz göre göre oynanan bu oyunu bozmak için birleşmeye; bir avuç soyguncunun ve egemen emperyalist güçlerin lehine, bütün halkın aleyhine bu ucube tek adam rejimine son vermek için omuz omuza vermeye çağırıyoruz. Bütün muhalefet partilerine, yurtsever aydınlara, ilerici güçlere ve emekçi halkımıza karşı karşıya olduğumuz bu tarihi sorumluluğu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.”


Sen Yumruk Ol, Ben Yıldız Fatsa’da Buluşalım Fikri Sönmez: Devrimin Yolcusu, Halkın Yoldaşı
Özgür Özel’den Konya mitingi çağrısı: Bu topraklara adalet gelene kadar durmayacağız!
Baronlar savaşında son perde başladı: Skandallardan övünç çıkardılar
TARAFSIZ CUMHURBAŞKANI MANSUR YAVAŞ OLABİLİR
FETÖ’cülerden yeni kanal
İşçilerin Demokrasi Buluşması: DİSK’li işçiler Saraçhane’de
“Senin dönemin bitti Erdoğan!”